Bu blogda oğlumu kucağıma aldığımda nasıl hissettiğimi yazdım ara ara. Başka da hiçbir şeyi koyamam herhalde bu mutluluğun yerine. Yine de yakın mutluluklar yaşayacağım zamanlar olacaktır inşallah. Evliliği gibi, baba olduğu gün gibi ya da mezuniyetleri…. İlk mezuniyet törenimizi yaşadığımız 14 Haziran akşamı gibi…
Aylardır hazırlanıyorlardı yıl sonu gösterileri için. Ailelere çaktırmadan şarkılar, diyaloglar ezberlediler. İngilizce rollerini, kostümlerini konuştuk azar azar. Bize söylemeyeceklerine söz vermişlerdi öğretmenlerine, onun için de Ozan her ağzından kaçırdığında yok bir şey diyip geçiştirdi beni ya da anne bak bu şarkıyı söylerim ama kimseye söylemeyeceksin tamam mı diye sözler aldı benden.
Gösteriye akşam eşimle gittiğimizde akşama doğru Ozan’ın biraz ateşlendiğini öğrendik, şimdi iyi dedi okul hemşiresi ama yine de benim meraklanmama engel olamadı. 39.5 ateşe rağmen görevini hakkıyla yerine getirdi benim aslan oğlum. Gösteri sonrasında ayakta duracak hali kalmamıştı ama onunla ne kadar gurur duyduğumuzu görünce hiç mızmızlanmadı bile. Girişte Ozan’ın yıl içindeki görüntülerinden, öğretmenleriyle ve arkadaşlarıyla çekilmiş resimlerinden oluşan bir cd hediye ettiler bize. Ardından salona geçip heyecanla beklemeye başladık.
Bu yıl ki gösterinin teması mevsimlerdi. Önce tüm çocukların katıldığı koro çok güzel şarkılar söylediler. Her mevsim için İngilizce diyalogları vardı. Onları kostümler içinde rollerini ustaca ve büyük bir özenle yaparken görmek hepimizi çok gururlandırdı. Salondaki bütün anneler, babalar, büyükanne ve büyükbabalar heyecanla gözlerimiz dolarak izledik çocuklarımızın harika performanslarını. Ozan kış mevsiminde snowman olmuştu. Kardanadam kostümü nasıl olacak diye çok merak ediyordu. Bembeyaz kostümü, kırmızı şapkası o kadar yakışmıştı ki anlatamam.
İngilizce gösterilerinin ardından dans gösterileri başladı. Ben liseden sonra 2 yıl halk oyunları oynadım. Çok severim. Özellikle de ekiple birlikte aynı müziği hissederek, aynı anda, aynı hareketleri yapmak bana çok büyülüymüş gibi gelir. Ozanların halk oyunları gösterisi yapacaklarını bilmiyorduk. Onu Karadeniz kostümüyle sahnede gördüğümde boğazım düğüm düğüm olmaya başlamıştı. Hemen koşup resimlerini çektim. Karadeniz oynamanın nasıl zor ve bir o kadarda keyifli olduğunu bilirim. Benim yakışıklı prensim o kadar başarılı bir şekilde yaptı ki görevini, İsmail’in de benim de göğsümüz çok ama çok kabardı.
Her yıl, yılsonu gösteri ile babalar günü yakın tarihlere denk geldiğinden babalar gününe özel de bir etkinlik olur. Bu yıl da çocuklar babaları için hissettiklerini okudular bizlere, nasıl güzel, nasıl içten ve duygu yüklüydü anlatamam. Bizim babamız da çok etkilendi ve mutlu oldu tabii ki.
Tüm gösteriler bittikten sonra salondaki büyük perdede evlatlarımızın cübbeli, kepli fotoğrafları belirmeye başladı. İşte o an asıl heyecan, asıl duygulu anlar başladı. Öğretmenleri onlar için çok güzel bir yazı okudu. Hepimizin duygularına tercüme olan yazının son sözlerinde; “Sizlerle gurur duyuyoruz. Yolunuz açık olsun, sizler Atatürk çocuklarısınız, zorluklardan yılmayacaksınız, sizlere güveniyoruz.” diyordu. Şimdi o anları hatırlarken bile gözlerim doluyor.
Tüm resimler bittikten sonra salonun iki girişinden önde öğretmenleri arkada artık gerçek birer abi/abla olan miniklerimiz minicik cübbeleri, başlarında kepleri, kocaman yürekleri ve sıcacık gülümseyişleri ile sahneye yürümeye başladılar. Hepsi sahneye çıktıktan sonra müdürleri ve öğretmenleri hepsine diplomalarını verdi, tek tek resimler çekildi.
Veee en sonunda da hep birlikte bütün salon 10 dan geriye saydık. Sıfır dediğimiz anda tüm kepler havadaydı. Konfetilerle birlikte salondaki coşkuyu tahmin edersiniz. Çocukların yüzündeki o mutluluk anı dünyalara bedeldi. İşte o an; seni büyütmek hiç kolay olmadı ama hepsine değdi dediğim anlardan birini daha yaşadım. Cübbesiyle öğretmeninin arkasında gururla yürüyen oğlum için Allah’a şükürler olsun. İyi ki doğurmuşum seni kuzucum, iyi benim oğlum olmuşsun.
Yolun, bahtın hep böyle açık olsun. Hayallerine kavuşman için baban ve ben hep yanında, sana destek olacağız. Zorda olduğunda, düşüp yeniden kalkmak istediğinde hep arkanda olacağız, böyle güzel zamanlarda gururla hep seni alkışlayacağız. Sen her zaman bizim gurur duyduğumuz, hayatımızın anlamı mutluluğumuz oldun, bundan sonra da hep öyle olacaksın. Seni çok seviyoruz.
Bu güzellikleri bize yaşattığı için Alllah’a binlerce kez teşekkürler, daha nice güzel günlerimizi burada yazdıklarımla ve yanımda olan sizlerle paylaşmak dileğimdir.
Sevgilerimle….
Emre
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder