Mutluluk küçük anların toplamından ibaretse, işte burada yazdıklarım da o küçük anlara dair küçük mutluluklar...






1 Temmuz 2010 Perşembe

Bodrum’un güneşi, Sertab’ın aşık eden sesi…

Çok mu hızlı yaşıyorum acaba diye sormaya başladım kendime, şikayetçi değilim bu durumdan hep yapacak bir şeylerimin, planlarımın olması mutlu ve motive ediyor beni ama yazmaya yetişemiyorum. Halbuki yaşarken bunu da yazayım bloğumda dediğim ne çok şey var anlatamam. İlk fırsat bulduğum anda da şimdi olduğu gibi yazmaya çalışıyorum aslında.

Yazının başlığı fikir vermiştir sanırım. Bu yıl ki Bodrum turumu yaptım, çok mesudum. Aslında nerdeyse yatmıştı planlar, bu yıl her yıl olduğu gibi eşsiz, sevgilisiz, çocuksuz yaptığımız ‘Kızlar Tatili’ mizi yapamayacaktık nerdeyse ama son anda yeni fırsatlar, sağ olsunlar bizi seven dostlar sayesinde ilk fırsatı değerlendirip atladım Bodrum uçağına.

Geçen hafta bugün (24 haziran) Perşembe akşamı yola çıktık. Gece 11 gibi Bodrum’da her yıl gittiğimiz Yahşi Yalısındaydık. İnanılmaz ama tüm Türkiye de olduğu gibi Bodrumda da hayat Aşk-ı Memnu dizisinin finalinden dolayı durmuş gibiydi. Sokaklarda 1 kişi bulamazsınız, herkes, turistler dahil televizyon başındaydı. Gider gitmez kısa tatilimizin tadını çıkarmaya karar verdik. Sahilde, kumların üzerindeki masalardan birine koğuşlandık. Biralarımızı, patates kızartmalarımızı söyledik. 1 ay önce şirketimizden ayrılıp Bodrum’a giden bir arkadaşımız da bize katıldı. Sohbet, muhabbetle geçirdik ilk gecemizi.

Ertesi gün yine sahilde nefis bir kahvaltı yaptık. Bodrum’da olmak başka keyif, Cuma günü çalışmıyor olmak başka bizi arayan herkese tatlı tatlı nispet yapıp bütün gün denizin tadını çıkardık. Çok severim Bodrum’u 13 yıldır da neredeyse her sene mutlaka giderim ama ne yazık ki gittikçe eski halini daha çok kaybediyor Bodrum. Hep beni çeken bir tarafı var tabii ama keşke eski Bodrum olabilse görünen o ki artık pek mümkün değil. 10 yıl öncesinde Türkiye’nin en gözde tatil mekanıyken şimdi artık Bodrum’un içinde doğru düzgün eğlenecek yer bulmak bile mesele. Turistler 5 yıldızlı her şey dahil otellerde, zengin sınıfı Türkbükü’ndeki otel ve beachlerde, sakinlik isteyenler yazlıklarda uzak köşelerde tatilini geçirince Bodrum’un eski neşesi de yok artık. Daha çok yorgun kadın gibi Bodrum.

2. ve 3. Günlerimizi tekne turunda geçirdik. Çok da iyi ettik aslında, Marmaris koyları kadar olmasa da Bodrum’un koyları çok güzel, denizin tadı asıl teknede çıkıyor. Akşamları Bodrum Marina’ya ve 1-2 gece kulübüne gittik. Eğlendik de ama bu yıl sakinliğinden mi bilmem biraz çorak buldum ben Bodrum’u. Yine de 3 günlük kısa tatil hepimize 1 hafta gibi geldi. Yol yorgunluğuna rağmen her şey çok güzeldi. Yine geleceğim Bodrum bekle beni :)

Pazartesi, Salı tatil yorgunluğumu biraz atmıştım ki, arkadaşlarım Çarşamba günü önceden biletlerini aldığımız Sertap Konserini hatırlattılar. Beni tanıyanlar bilir, eğlenmeye, gezmeye hiç hayır demem, hele ki sevdiğim insanlarla. Çarşamba iş çıkışı güzel bir yemek ve kahvenin ardından bir tekne ile vardık konser yeri olan Turkcell Kuruçeşme Arena’ya. 21.30 da başlayan konser 23.30 da bitti ve Sertap 4 kostümü giyinmek için harcadığı zamanın dışında hep sahnedeydi, hep şarkı söyledi.

Sertap’ı bilen bilir Allahım o nasıl bir ses, ne cd den ne başka yerden dinlemeye benzemiyor. Herkesi büyüledi adeta hele ki AŞK şarkısını söylediğinde hepimiz ayakta alkışladık Sertap’ı, böyle bir sesi canlı olarak dinleyebildiğim için çok mutluyum. Şimdi sırada Ağustosta Tarkan hatta belki Ajda konserleri var. Onları da dört gözle bekliyorum. Eeee şimdiki planın ne Emre derseniz, tabii ki var diyeceğim ;) 10 temmuz sabahı Marmaris de tekne turu yapmak için yola çıkıyoruz. 2 çift arkadaşımızla birlikte gideceğiz. Geçen yılın tadı damağımızda kalmıştı, inşallah bu yıl daha da keyifli bir tatil geçiririz. Beni izlemeye devam edin, öperim :)

Sevgilerimle…

Emre

Hiç yorum yok: