Mutluluk küçük anların toplamından ibaretse, işte burada yazdıklarım da o küçük anlara dair küçük mutluluklar...






16 Ağustos 2012 Perşembe

Ne güzel şeysin sen…

“Ben seni iyi ki yapmışım.”

“Yani biz, baban ve ben iyi ki dünyaya gelmene karar vermişiz.”

“İyi ki doğurmuşum seni…”

….diyorum Ozan’a. Her dakika söylemiyorsam da her baktığımda, hep aklımdan bu cümleler ve benzerleri geçiyor. Artık büyüyor. Biliyor, görüyor ama çok da kabul etmek istemiyorum.

“Büyüdüğünde öpmeni bile istemeyecek” demişti annem bir keresinde. Ben de bilmiş bilmiş olur mu öyle şey canım, kime ne öperim de koklarım da o benim çocuğum demiştim. Henüz o kadar değil, öptürüyor, koklatıyor kendini, hala birbirimize sarılıp, sarmaş dolaş uyumaya bayılıyoruz. Amaaa öyle çok mıncıklanmaya gelmiyor artık, ben ona yumuldukça;

“tamam anne anladık beni seviyorsunnnnn” deyip kıs kıs gülüyor, hoşuna gittiğini ve şımardığını gösterirmişçesine.

Zaman zaman bir şeyler oluyor ve ben anlıyorum. Ne hızlı büyüyor yaa, daha dün gibi şu salonun ortasında ilk adımlarını atıp, işten dönerken büyük başarısını bana gösterdiği için yüzünde zafer ifadesi olduğu günler diyorum. Geçen gün de kafama düşen elma gibi durumu aydığım günlerden bir gündü. Ozan’la, bu yaz okulun yaz okuluna gitmek yerine dışarıdan bir spor aktivitesine katılması konusunda anlaşmıştık. Sorduk soruşturduk. Genelde havuz ağırlıklı yaz okulları, voleybol veya basketbol seçenekler arasındaydı. Benim küçük adamım durup dururken karateye gitmek istediğini söyledi. Uzak doğu sporlarına ilgisi var. Avatar, Kungfu Panda gibi filmlerden dolayı işin felsefesinden de çok etkileniyor, merak ediyor farkındaydım ama karateye gitmek istediğini ilk kez dillendiriyordu. Önce biraz araştırıp yakın çevremizde düzgün bir karate okulu (dojo) olmadığını öğrenince son bir umut evimize çok yakın olan Burhan Felek Spor Salonu’nun yaz okuluna bakalım dedik. Yavrusunun hayal kırıklığından korkan her anne gibi onu hazırlamaya çalıştım. Karate olmayabilir, yapılan başvuru ve talebe göre programa alıyor veya hiç açmıyorlarmış. Basketbolu tekrar düşün istersen dedim. Ama Ozan çok istekliydi. Bu secret vs. geyiklerine çok inanamamakla birlikte, acaba mı dediğim zamanlar da olmuyor değil, yalan yok. İşte Ozan’ın ki tam da böyle bir şeydi. Spor İl Müdürlüğünde çalışan kuzenimi arayıp bir ihtimal karate olabilir mi diye telefonda sorduğumda, gözlerinde ışık, ellerini birleştirip çocuk kalbinin taaa içinden ettiği dua yerini buldu. Evet vardı, yeterli talep sağlanmış ve karate yaz okulunun açılmasına karar verilmişti. İşte, alsana secret durumu yani, bir şeyi bu kadar yürekten istersen oluyor işte, dediğim anlara bir çentik daha attığım andır. Sonra da kendi hayallerimi düşünüp demek ki yeterince istemiyorum deyip iç hesaplaşmaya döndüğüm anlar tabii ki devamında geldi.




Şimdi haftada 3 gün 2’şer saat antrenmana gidiyor. Annemin ramazan demeden Ozan’la antrenmanlara gidip, orada 2 saat bekleyip, sonra eve getirmesi olmasa tabii ki olmazdı ama bu çocuk bunu çok istedi ve işte oldu. Daha önce Ozan’ı kış okulunda özellikle farklı sporlarla tanıştırmaya çalıştık ama ilk birkaç haftadan sonra çok da gitmek istemedi. Biz de başka bir spor onun ilgisini çekecek herhalde deyip çok da zorlamadık. Şimdi haftada 6 saat kara kuşaklarla aynı zorlukta ağır antrenmanına rağmen koşa koşa bir sonraki antrenmana gideceği günü beklediğini ve sabırsızlandığını gördükçe İsmail de, ben de çok mutlu oluyoruz. Öğretmeni yetenekli ve istekli olduğunu mutlaka devam etmesi gerektiğini, ileride ciddi bir yetenek olabileceğini söylüyor. Geçen haftalarda Londra Olimpiyatlarını seyrederken sanırım çocuğu az buçuk sporla ilgilenen her anne baba gibi ben de hayaller kurdum. Özellikle tekvandoda Türk sporcuların başarılarını gördüğümde ve Ozan; “gelecek olimpiyatlarda kaç yaşında olacağım katılabilir miyim” diye soruduğunda bir gün Ozan da orada olabilir dedim kendi kendime. Düşüncesi bile yüzümde kocaman bir gülümseme yarattı, kalbim pır pır oldu. Sonra da olabilir mi? Bu da bir secret olabilir mi? diye sordum. Cevap mı? Ozan’a da söylediğimiz gibi: Tabii ki olabilir. Gerçekten bir çocuk kalbi kadar saf ve yürekten isterse ve bu isteğini gerçekleştirmek için çok ama çok çalışırsa olabilir. Bir gün benim küçük adamım da orada boynunda bir madalya ile gülümsüyor olabilir. O zaman ben de yanında olup ona sarılabilirim ve o da bana “tamam anne anladık beni seviyorsunnnnn” der inşallah :)

Hiç yorum yok: