Hayatımın en büyük deneyimi annelik. Ondan öncesi ve sonrası 2 ayrı dünya gibi.
Benden 13 yaş küçük bir kardeşim var benim. O doğduğunda çok kıskanmıştım. Tek çocuktum, keyfim yerindeydi, hem ben mi istemiştim sanki kardeşim olmasını, -istemişsem bile 13 yaşımdan çoook önceki bir zamanda belki- ama artık tam da ergenlik dönemindeyken, arkadaşlarım hayatımda çok önemli bir yer almaya başlamışken ve evin içinden çok dışıyla ilgiliyken ne gerek vardı bir kardeşe. Demiştim. Öyle değilmiş.
Annem çalışan bir kadındı. Haftada bazen 2, bazen 3 gün geceleri de nöbetçi olduğu için çalışırdı. Ben daha 13 yaşında bir çocukken 15 tatillerde, yaz tatillerinde kardeşimi bana emanet ederdi annem. Evet babam da evdeydi ama her şeyiyle ben ilgilenirdim. Şimdi 24 yaşında olan bir delikanlıdan bahsediyoruz. elinde büyümek ne demek çok iyi anlıyorum ve kendi oğlumun geleceğini görüyorum sanki. Minicik bebeciği kucağıma alıp uyurdum annemin olmadığı gecelerde. Ayakları karnıma kadar zor gelirdi.:) Sömestre ve yaz tatillerimde hep kardeşim vardı, ona baktım. 13 yaşında bir çocuk için ne büyük sorumluluk diyoruz şimdi, değil mi? Çok da öyle değildi ya da o zamanlar çocuklar kendilerine verilen sorumluluğu hakkıyla yerine getirmek için erken büyürlerdi. Onun mis bebk kokusunu çekerek büyüdüm ben. Aynı zamanda zorluklarını da. Çok zor bir bebek değildi ama neticede bir bebekti ve ben çoğu zaman ne yapacağımı bilmeden sezgilerimle geçirdim o zamanları. Tüm yaşadıklarımdan sonra çocuk yapmaktan korkmam mı gerekirdi bilmiyorum ama ben de hiç öyle olmadı. Her zaman çocuğum/çocuklarım olsun istedim.
1999’da evlendik, hayatımın aşkı sevgilimle. 2003 de artık benim hormonlarım zil çalarken, sanki sonrasında ne yaşayacağımı bilmiyormuş gibi çocuk diye tutturdum. Çok şükür rabbim bize bir melek verdi. Hepinizin çocukları gibi bizim için dünyanın en güzel, en akıllı, ben yetenekli bebeğiydi Ozan. Çok sevindik, havalara uçtuk.
Kardeşimi büyüttüğüm dönemden kalan hiç birşey yoktu sanki. Herşeyi doğru yapmaya çalışmak, sezgilerden çok, söylenenlere takılmak her yeni anne gibi benim de yaptığım hatalardı. Çok zor, çok yorucu, çok hastalıklı, kendimi ne yapıyorum ben, ben neresindeyim bu hayatın, çocuğumdan önce ne yapıyordum diye yakaladığım çok zaman oldu. Ama sonra kucağıma alıp boynunu her kokladığımda, düşüp bir yeri acıdığında, acıya dayanan ağlamayan, taa ki gözleri beni arayan, bulunca da ağlamaya başlayan o kara gözleri her gördüğümde, akşam eve gittiğimde koşa koşa gelip kapıyı açan, boynuma sarılan minik kolları her hissettiğimde ve koynuma alıp uyuduğumda ve her daim iyi ki seni doğurmuşum dediğim minik adamım hayatıma dahil olduğu için hep ama hep şükrettim.
Annelik benim için yaşadıkça öğrenilen ve keyif veren bir serüven oldu. Annelik yıllarım arttıkça kendimi daha iyi bir insan, daha başarılı bir kadın, daha güçlü bir insan gibi hissettim. Artık hayatından sorumlu olduğum, atacağım doğru adımlarla hayatı şekillenecek bir hamur vardı elimde. Doğruyu yapmaya çalışmam çok normaldi ama en önemlisi içime sineni, doğru hissettiğimi yapmamdı. Öyle de oldu. Kalıplardan çıktım, artık her duyduğumu, her yorumu önemsemiyorum. Benim çocuğum için neyin en iyisi olduğunu ben biliyorum, bundan eminim. Şimdi anlatınca çok kolay gibi görünse de zorlu bir yol bu. Hayatının en kıymetlisi bir mücevher var elinde ve sen onu hayatın zorlu yollarında, tırmanma şeritlerinde düşürmeden, kırmadan ama bir o kadar da güçlendirerek hayata hazırlamaya çalışıyorsun.
8 yıl 2 aydır anneyim. Çok şey öğrettin minik oğlum bana, ben de seninle büyüdüm, öğrendim, daha çok sevdim hayatı ve hayatımdaki insanları.
Bu yıl birbirinden güzel sürprizlerle geldi Anneler Günü kutlamamız. Önceki akşam sevgilim ve oğlum birlikte aldıkları hediyemi verdiler. Çok mutlu oldum. O akşam uyumadan önce Ozan yarın sana bir sürprizim olacak, bu kez hepsi bana ait dedi. Beni aldı bir heyecan tabii. Dün akşam da okulda bilgi teknolojileri dersinde benim için hazırladığı sunumunu gösterdi. Ekine de en sevdiği disco parçayı eklemiş :) Göstermeden önce nasıl heyecanlıydı anlatamam. Çok ama çok güzel bir sunum hazırlamış. Çok duygulandım tabii, salya sümük ağladım. Oğlumu bağrıma bastım, 15 dk falan öyle kaldık. :)
Şükrettim Allah’a. İyi ki seni bana vermiş dedim. Sarıldım kocama iyi ki anne olmak istediğimde beni destekledin, iyi ki yapmışız Ozanımı dedik.
Anne olmak kadının kalp gözünü açıyor bence, hayattaki önceliklerin değişiyor doğru ama hayatta daha bir öncelikli olmaya başlıyor. Çocuğumuzla, ailemizle geçirdiğimiz zamanlar daha kıymetli oluyor. Daha güçlü, daha dayanıklı oluyoruz. Zorluklarla karşılaştığımızda bunlar bir gün bitecek duygusu daha da güçleniyor içimizde. Kendi annelerimizi daha iyi anlıyoruz. Gece gündüz çalışan anneciğim beni ne büyük zorluklarla, ne kalp acılarıyla büyütmüş meğer. Daha 40 günlük bir bebeği bakacak kimsesi olmadığı için Kars’a, 1500 km uzağa bırakıp, yılda sadece bir kaç ay görmek ve bununla yaşamak ne büyük yer etmiştir kim bilir anacığımın kalbinde. Akşamları herkes evinde mutlu, mesut ailesiyle birlikteyken işi gitmek zorunda olmak. Kapıya dayanıp gitme diyen kızını, gitmek zorunda olduğuna ikna etmek zorunda olmak ve ağlayarak, lanet ederek işe gitmek, ne kadar zor bir anne için şimdi anlıyorum annecim.
Ama yine de iyi ki dayanmışsın bunların hepsine, hayata karşı dimdik durmayı, güçlü olmayı senden öğrendim ben. İyi ki vazgeçmemişsin, iyi ki benim annemsin.
Uzun bir yazı oldu bu kez ama anneliğin keyif dönemine geçerken sefam olsun, ne diyeyim.
Hepimizin bütün annelerin, anne olacakların, bir gün anne olmayı dileyen tüm kadınların Anneler Günü Kutlu Olsun !
Bir çocuk doğar, bir anne doğar ve 2 yeni hayat başlar aslında. Çocuklarımızla ve sevdiklerimizle nice mutlu günler, kutlamalar diliyorum hepimize. Şimdi sizi bu yılın en güzel anneler günü reklam filmiyle başbaşa bırakıyorum. Değişen, gelişen, teknolojiyi takip eden ve hayatına katan annelerin şerefine :)
http://www.alisverisrehberi.com/reklamlar/profilo_yavrum_seni_like_ettim.1480.html
Yaşasın Anne Olmak !!!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder