Dün akşam yine en sevdiğim hallerinden birindeydi benim yakışıklı kuzum. Bu günlerde yeni bir eğlencemiz var. Birbirimize sanki kızdırmak için söylüyormuş gibi yaparak “Cüccü” diyoruz. Şimdi ne bu diyeceksiniz, onu daha sonra anlatırım. Oğluşum akşam banyosunu yapmış misler gibi kokarak yine kiraz dudaklarını bana doğru uzatmış cüccü diyor, sözüm ona beni kızdırmaya çalışıyordu. Ben de aynını ona yapıyordum ve her seferinde olduğu gibi sonrasında gülüşüyorduk ki birden durdu. Ciddi ama daha çok utangaç bir ifadeyle anne sana bir şey söyleyeceğim ama sır tamam mı dedi. Sırlar söylenmez biliyorum ama bu o kadar şirin bir şey ki bloğuma yazmadan edemedim, ileride Ozan da bu yazıyı okuduğunda durumun bende yarattığı hissiyatı anlar, bana hak verir, kızmaz umarım.
Peki dinliyorum söyle dedim. (O kadar saf ve temiz ki)
Ama bana bile söylemeyeceksin tamam mı diye benden söz aldı önce.
Sonra da “anne ben aşık oldum” dedi. (Ne yalan söyleyeyim bunu ilk duyacağım günü çok merak ediyordum. Daha çok küçük ama aşkın, sevginin, birinin onun için özel olmasının nasıl bir şey olduğunu fark etmesinden de çok mutlu oldum.)
Her anne gibi tabii öncelikle kime? Diye sordum.
“Mina’ya” dedi.( Mina sınıfından bir arkadaşı. Çok şeker minik bir prenses. Diğer kızlardan farklı biliyorum. Çünkü genelde bizimkiler gibi hareketli erkek arkadaşları ile oynamaktan hoşlanıyor. Biraz erkek Fatma yani ama bu hali çok tatlı. Ozan’ın da iyi arkadaşı, geçen yıldan bu yana çok iyi anlaşıyorlar.)
Çok güzel tatlım dedim.
Güzel mi dedi. (Hala ürke ve utangaç aslında, bunun utanılacak bir şey olduğunu düşünüyor. Çünkü özellikle erkekler kendi aralarında daha çok kızları kızdırmak için kullanıyorlar “… …. Ya aşık mış” sözlerini. Ben bu kadar mutlu olunca ve sevinçle karşılayınca o da rahatladı belli ki.)

Peki nasıl anladın dedim.
Bilmem anladım işte dedi.
Peki sen babama aşık olduğunu nasıl anladın dedi. (Doğrusu bu soruya hazırlıklı değildim.)
“Babanı ilk gördüğümde çok heyecanlanmıştım. Sonrasında da hep aynı heyecanı hissettim. Ondan uzaktayken hep onu görmek, yanında olmak istiyordum. Babanı çok özlüyordum, onu görünce kalbim daha hızlı çarpıyordu dedim.
Ben de öyle hissediyorum anne dedi. (Nasıl güzeldi, nasıl temiz ve masum bir duyguydu karşımdaki anlatamam. O anı pamuklara sarıp kalbimin içinde saklamak istedim. Aşk için hep böyle saf ve temiz hissedersin inşallah oğlum diye geçirdim içimden.)
Bir de saçları çok güzel. Saçlarını toplayınca çok güzel oluyor. Ben saçları toplu kızları daha çok beğeniyorum dedi. (Duygularının bu kadar farkında olması beni çok mutlu etti. Ozan genel olarak farkındalığı yüksek bir çocuk. Üzerinde düşündüğünde olayları çok iyi analiz edebiliyor. Bizim gözümüzden kaçan şeyleri fark edebiliyor ve çok şükür duygularını çok düzgün bir şekilde aktarabiliyor.)
Peki Mina bana aşık mıdır? Diye sordu.
Bilmiyorum canım bunu ancak Mina bilebilir dedim.
Hımmm dedi ve geçti.
Sonrasında bu olayı çok abartmak istemedim. Çok güzel bir şeydi yaşadığımız ama bu yaş için daha fazla abartılmasının, onun gelişen, değişen dünyasında bu hislerin başka bir yere adreslenmesinin gereği yoktu, daha çok erkendi. Ozanımı öptüm ve birbirimize sarıldık. Sonra öylece kapattık konuyu, kapatıp hayatımıza devam ettik.
Artık büyüyor, her şey ufaktan değişiyor. Çok şanslıyım, şükürler olsun böyle güzel kalpli bir evlada sahibim. :””)
1 yorum:
Cok tatli:)
Yorum Gönder