Mutluluk küçük anların toplamından ibaretse, işte burada yazdıklarım da o küçük anlara dair küçük mutluluklar...






30 Kasım 2010 Salı

Bu oyunları sakın kaçırmayın…

Bu bir tavsiye yazısı olacak. Size 2 oyun tavsiye edeceğim. Her ikisi de Haluk Bilginer’in Oyun Atölyesinde oynan oyunlar.

İlki Testosteron; Oyun 2.5 saat sürüyor. 7 kişilik bir kadrosu var ve bu 7 oyuncu oyunun başından sonuna kadar sürekli sahnedeler. İnanılmaz bir performans izleyebilirsiniz. Gülmekten kasıklarınız ağrıyacak, bazı esprilerde hem gülmekten katılacaksınız hem de aman Allahım olacaksınız. Oyunun içeriğinden çok bahsetmeyeceğim ama ana fikir olarak erkelerin kadınlara, ilişkilere, evliliğe bakışını anlatıyor diyebilirim. Bu tanım çok yavan oldu farkındayım ama izlemeden olmaz gerçekten anlatılacak gibi değil. Oyun +18 yani yüzü açılmamış çok küfür duyacaksınız ama rahatsız olmayacaksınız, ben olmadım şahsen. Yalnız bayanlar; oyunu izleyince siz de göreceksiniz ki erkekler hakkında bildiklerimizin, duyduklarımızın çoğu MAALESEF DOĞRU :) Yine de eğlenmek için gitmenizi tavsiye ederim, gerçeği bir de onların ağzından duymuş olacaksınız, hem de en eğlenceli şekliyle :)

İkinci tavsiyem; 7 Şekspir Müzikali. İşte bunu mutlaka görmelisiniz. Haluk Bilginer’i sever misiniz bilmem. Ben kendisini çok beğenirim. Bu oyundan önce sadece beğenirdim, artık kendisine tapıyorum diyebilirim. Bu oyun da yaklaşık 2 saat sürüyor ve o 2 saatte Haluk Bilginer gerçek bir usta olduğunu defalarca ve defalarca sizlere kanıtlıyor. 20 dakika içinde kundakta bir çocuktan, zıpır bir delikanlıya dönüşümünü herkes ağzı açık izledi. Ustaya eşlik eden 4 bayan oyuncu daha var ki onların da performansı büyüleyici. Anafikir: Şekspir’in oyunlarından, hayata dair sözlerinden yola çıkarak bir erkeğin hayatını 7 farklı evrede inceliyor. Doğumdan ölüme, içinde seyircisine de inceden inceye öğütler veriyor, bazı sahnelerde şöyle bir silkeliyor, bazılarında kucaklıyor, bazılarında dalga geçiyor. Kadın ve erkek bakış açıları yine var ve oyuna renk katıyor. Müzikler, şarkılar, orkestra muhteşem. Her şeyi canlı çalmak ve söylemek ne kadar zorsa izleyicisine verdiği keyifte bir o kadar fazla oluyor bence. O yüzden tiyatro benim için sinemadan hep bir adım önde olacak. Sevgili sevgilim ve ben ara bir Cuma veya cumartesi akşamları kendimize tiyatro gecesi yaparız. Bu 2 oyunda en son izlediklerimiz. Bu gecelerin en keyifli zamanlarından biri de oyundan çıkınca birlikte kritik yaptığımız zamanlardır. 7 Şekspir Müzikali’inden çıkınca İsmail de ben de bir yarım saat falan kalakaldık. İkimiz de birbirimize bakıp muhteşemdi, olmaz ki böyle de oynanmaz ki, dağıttı bu adam bizi dedik durduk.

Diyeceğim o ki; gidin izleyin, tavsiye edin izletin arkadaşlar. Tiyatro kendimi bildim bileli hep hayatımdaydı, hep iyi bir izleyici oldum. Kuş kadar paramızın olduğu çocukluk, gençlik dönemlerimizde bile sevgili arkadaşım Çiğdem’le kendimizi şehir tiyatrolarının gişesinin önünde bulurduk. Oyunları izlemek, sonrasında aynı şimdi İsmail’le yaptığımız gibi kritikler yapmak en büyük keyfimizdi. Aklımız oyunda dönerdik evlerimize. 7 Şekspir Müzikali bana o günleri de yaşattı biraz. Sanırım aynı hazzı, keyfi, mutluluğu yaşattığından.

Benden bu kadar başka yorumlar okumak istiyorsanız Oyun Atölyesi’nin aşağıdaki adresini ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Sevgilerimle…

Emre

Hiç yorum yok: