Mutluluk küçük anların toplamından ibaretse, işte burada yazdıklarım da o küçük anlara dair küçük mutluluklar...






19 Şubat 2010 Cuma

MUTLULUK PEŞİNDE

Şimdi size bir liste vereceğim, yok yok ben yazmadım. Nobel ödüllü Bertrand Russell yazmış, ben sadece Ayşe Arman’ın bugünkü yazsından alıntı yaptım. Okudum ve her gün mail avlamak için gönderilen o abuk mutluluk reçetelerinden olmadığını fark ettim. Her madde üzerinde düşünülmesi gereken detaylar içeriyor. Kendime her maddeyi bir soru gibi sordum, cevaplarıma çok da bayıldığımı söyleyemem hayatımı zor yaşıyorum, zorlaştırıyorum hala onu fark ettim yine. Olsun ama yine de 10 sene öncesine göre çok yol almışım, ilk gençlik yılları gibi değilim. Bu iyi mi kötü mü bilmiyorum ama daha çok sorumluluğum var, daha zor ipimi koparabiliyorum. Daha bağımlıyım, karar verdim bu yükün altına girebilirim dediğimde dur bakalım o işler o kadar kolay değil diyen çok insan var hayatımda herkesin olduğu gibi, iyiliğimi istiyorlar belki ama hayat bu, o kadar ölçüp tartarak yaşamak da sürprizleri, mutluluğu kısıtlıyor sanki. Ayaklarım daha çok yere basıyor, daha çok düşünüp adım atıyorum oysa bazen okula bakan son köşeden sıvışıp son anda okulu kırmaya karar verdiğimiz günler gibi ani kararlar vermek, ani sevinçler yaşamak istiyor insan, hiç işe gelirken boş ver yaa sahilde kahvaltımı yapayım, bugün de benim olsun diyemiyor insan, ya da dememeyi öğreniyor.

Oysa mutlu hayat sorumluluklar, gelecek planları, tehditlere karşı hazırlıklı olma çabaları, insanlarla mücadeleler, anlaşmazlıklar, kavgalar, rekabetlerden, yapmak zorundayım yapıyorum açıklamasıyla başkalarına bakınca ne kadar şanslısın farkında değil misin?, mutlu olmalısın uyarılarından başka bir şey. Bir çocuğa hediye vermek, sabah sahilde simit-çay kahvaltı yapmak, aklına esince adaya gidip yürümek, dostları görmek için 1 ay önceden randevulaşmadan o an istediğinde çıkıp gidivermek, birilerinin çıkıp gelvermesi, çocuğunu okuldan geldiğinde tarçınlı kurabiyelerle karşılayabilmek gibi bir şey, ufak ama tatmin edici, doyurucu bir şey. Evde yemek kokusu gibi, tatil günü hazır kahvaltıya uyanmak gibi, taze ekmek kokusu gibi, tam omuzların düştüğünde kolunu omzuna dolayıp sıkıca saran güvenli dost bir kol gibi bir şey de olmalı. Hepsini dengede azar azar yaşayabilmeli.Biri olmadan diğeri olamıyor biliyorum. Para kazanmak için gaddar dünyaya ayak uydurmak gerek ama hayalleri bir kenara bırakmadan, geçmişteki hatalardan, sorunlardan yine başıma gelir mi diye korkmadan, yanındakine destek vererek ondan destek alarak, sanki dünyayı yerinden oynatabilecekmişsin hissini yaşayarak ve hiç kaybetmeyerek, onu besleyerek, yere, mevkiye hatta paraya bile çok takılmadan, mutlu olmaya çalışmak değil çünkü bu zoraki bir şey gibi geliyor kulağıma mutluluğun tarifini böyle yapmak gerek.Kendi tarifinizi bulmanız ve yaşıyor olmanız ümidiyle..
Sevgilerimle…

Emre


MUTLULUK PEŞİNDE
Mutluluğu fethetmek istiyorsanız, bakın neler yapacakmışsınız...

* 1- Yaşamdan tat alma duygunu geliştir. (Kimin itirazı olabilir? Yaptığın her ne ise, zevk alarak yap. Hiçbir şeyi öylesine yapma. Hücrelerinde hisset, keyfine var...)

* 2- Sevecen ol. İnsanlara sevgiyle yaklaş, karşılık da bekleme. (Bu da güzelmiş. Özellikle de karşılık beklemeden bir şey yapmak...)

* 3- İyi anne-baba ol. (A bu süpermiş diyorum. “Çok iyi bir yönetici oldum, patron oldum, lider oldum ama iyi bir baba olamadım” lafları beni üzüyor. Birinin dünyaya gelmesinde bir sorumluluğun varsa, kaçarın yok, iyi anne-baba olacaksın. Ötesi, berisi, öyleydisi, böyleydisi yok.)

* 4- Çok yönlü, ilginç, yaratıcılık isteyen bir iş yap. (Bu da doğru. Yaptığın iş, içini şişiriyorsa, mutlu olamıyorsun! Bazen lüks olabilir ama insan mutlu olacağı işi aramaktan vazgeçmemeli.)

* 5- Birbirinden farklı küçük ilgi alanları geliştir. Günlük yaşamına çeşitlilik kat. (Doğru. Ne kadar çok çeşitli, küçük küçük mutluluk alanın, ilgi alanın varsa, zaman o kadar kolay kayıp gidiyor. Mutluluk zamanı unutmaksa, işte fırsat...)

* 6- Mücadele ile teslimiyet arasında denge kur. Elinden geleni yap, geri kalanı gelişmelere bırak. (Değiştiremeyeceğin şeyler için ısrar etmek, mutsuzluktan başka bir şey getirmez. O zaman teslim ol. Ama değiştirebileceğin şeyler için de mücadeleye devam et...)
DAHASI VAR
Mutsuzluğu yenmek istiyorsanız:

* 1- Adaletsizliğe uğramışlık duygusunu abartma. Kendini gözünde fazla büyütme. Başkalarının sana olan ilgisini de. (Bu da müthiş bir tespit! Kurban psikolojisinden kurtul. Kendini çok ciddiye alma, övgülere de çok yüz verme.)

* 2- Başkalarının hakkında ne düşündüğünü fazla önemseme. (Haklı. Çünkü özellikle dışarıdan gelen övgüleri abartırsan, kendi gerçeğinle ilişkini kopartmış oluyorsun. Kendini olmadığın bir şey zannetmeye başlıyorsun, en kötüsü de bu. Bu, bırak mutlu olmayı, kendine zarar vermeye başladığın an...)

* 3- Suçluluk ve utanç duygularıyla mücadele et. (Evet, insanı mutsuz eden duygular onlar. Kurtulabilirsen ruhunu önemli ölçüde özgürleştirmiş oluyorsun. Benim mesela bu maddeye çalışmam lazım, bitmez tükenmez suçluluk duygularımdan kurtulmam lazım.)

* 4- Endişelerini ve korkularını somutlaştır ve “Olabilecek en kötü şey ne?” diye sor kendine. (Bu da insanı iyi hissettiren bir şey. Herkese tavsiye ederim: Stresten ölüyor musun, bir dur ve dedi ki kendine, “Yetiştiremezsem/ yapamazsam/ başaramazsam en kötü ne olur?” İşte bu sorunun cevabı, insanı
rahatlatıyor. Çünkü “Çok da katlanılmayacak bir şey değilmiş” dedirtiyor...)

* 5- Kıskançlık değil hayranlık duygusunu geliştir. Kendini başkalarıyla kıyaslama. (Artık neredeyse herkesin tecrübesiyle sabit ki, kıskanmak insanı mutsuz eden bir şey. Kendini başkalarıyla kıyaslamak da öyle. Ne birilerinin senden eksikliği, ne de birilerinin senden fazlalığı seni etkilememeli, etkilerse gücünün doruğuna ulaşamazsın. Başkalarını bırak, kendinle uğraş, kendi kabiliyetlerini arttır.)

* 6- Can sıkıntısı ve heyecan konusunda hayatında denge kur. (Ne sürekli can sıkıntısıyla yaşanır, ne de sürekli heyecan haliyle. En iyisi, bu ikisinin denge durumudur.)

* 7- Rekabet yarışlarından uzak dur. (Rekabet de insanı mutsuz eder, birini geçmek için uğraşma, sen kendini geçmeye çalış.)

* 8- Kendini melankoliye kaptırma. (Söylenecek çok fazla şey yok, kaptırma...)

1 yorum:

Çiğdemin Annelik Günlüğü dedi ki...

Ne kadar dogru tespitler! Mutluluk aranarak bulunabilecek birsey degil. Ya icindesin cemberin ya da disinda:)

Cigdem