Mutluluk küçük anların toplamından ibaretse, işte burada yazdıklarım da o küçük anlara dair küçük mutluluklar...






13 Ekim 2009 Salı

Çengelköy’de Kahvaltı…

Bu günlerde İstanbul’da hava o kadar güzel ki, bir yandan yaz ha bitti ha bitiyor diyor her fırsatta kendimizi deniz kenarında ya da ağaçlık bir yerlere atmaya çalışıyoruz. Bir yandan da bu günler son günler diyip yazı şimdiden özlemeye başlıyoruz. Ben şahsen özellikle ikinci gruba giriyorum. Haziran ayının 2.yarısından sonra tam yaz kıvamına gelmiş olan hava sıcaklığının tekrar 10 derecelere düşeceğini düşündükçe her anı değerlendirmek istiyorum. Ben yaz insanıyım, hayatımı sıcak bir iklimde deniz kenarında geçirmek gibi bir alternatifim olsa kışı, karı hiç özlemem herhalde.







Hal böyle olunca Cuma günü sevgili arkadaşımız Emine’nin hafta sonu hava çok güzel olacakmış, cumartesi Çengelköy’de kahvaltı yapalım teklifinin üzerine, hepimiz balıklama atladık.
Hava gerçekten de muhteşemdi. İskele Restoran’ın karşısındaki ufak çay bahçesinde enfes bir İstanbul Kahvaltısı yaptık. Simitler, beyaz peynir, su bardağında tavşan kanı çaylar, çınar ağaçlarının gölgesi, kendi halinde Çengelköy sakinleri, balık tutanlar veee tabii ki güzelim deniz ve boğaz manzarası eşliğinde harika bir 3 saat geçirdik. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık bile. Kahvaltımızı yapıp, üstüne denize karşı mis gibi bir Türk Kahvesi içmeden olmazdı tabii. Resul ustanın elinden çifte kavrulmuş lokumu da yanına iliştirilmiş kahvelerimizi yudumlarken işte dedim, işte hayattan keyif almak budur. Bu hafta sonu gibi anları paylaşmak için başlamıştım bu blogda yazmaya, yaşadıklarımı biriktirmeye. Ne mutlu bana ki; her hafta yazacak bir şeylerim oluyor.
Çok şükür sağlıklıyız, ailemizle, dostlarımızla bir aradayız. İstanbul, boğaz, yaz güzel tabii ama başta saydıklarım olmadan neyleyim yazı baharı…

Sevgiyle kalın..

Hiç yorum yok: