Ne mi? Sigarayı bırakmak diyorum. Yeni bir hayata başlamak gibi…Unuttuğun hatta bilmediğin ama yine de yıllarca uzaktan uzağa o hayatı yaşayanları görüp özendiğin, ben de bir gün yapabilir miyim acaba dediğin ama başarısız olmaktan korktuğundan denemeye cesaret edemediğin bir hayata başlamak gibi.
İlk sigaramı lise yıllarında içmiştim.İçmek sayılırsa tabii. Aynı yaşlarda olduğumuz ve aynı sınıfta okuduğum 2 kanka arkadaşımla. Gündüzleri okuldan geldikten sonraki makarna partilerinin ardından kendimizce keyif yapmak, belki de kendimizi büyümüş hissetmek için, havalı göründüğümüzü düşündüğümüz için babamın paketlerinden aşırıp sigara içerdik. Tabii çakılmasın diye öncesinde aramızdan bir kurban seçip (genelde hep aynı kişi olurdu o kurban:)) bakkala gönderip harcadığımız paketi yerine koyardık. Açmışsın paketi çöpe mi gitsin oturup ardı ardına kömürlü lokomotif gibi tüttürürdük bizi büyüttüğünü düşündüğümüz sigarayı, dumanında kaybolurduk. Sonra da eve koku sinmesin, enselenmeyelim diye havalandırırdık her yeri. Çocukluk işte, çocuktuk işte :) Annesi ve babası yıllarca sigara içmiş bir insan olarak benim hayatımda sigara hep havalı bir şeydi, bir çeşit baş kaldırıydı, bir şey oldum bak sigara bile içiyorum, hem de dumanını burnumdan çıkarıyorum dediğim çocukça bir özgüven aracıydı. Bunu sonraki yıllarda sigara içmemin nedeni annem ve babamın uzun yıllar sigara tiryakisi olmalarıydı demek için söylemiyorum. Hayatımızdaki rol modellerin etkisi yadsınamaz tabii ki ama o yıllarda ben bir tiryaki değildim. Tek derdimiz kaçamak yapmak, eğlenmekti. Zaten bilmediğimiz, güvenmediğimiz ortamlarda da içmezdik. Baş başa yaptığımız, üçümüze özel bir sır gibiydi sigara ama galiba o zamanlar eşleştirdiğimiz şeyler ileride bağımlı olmama neden olmuş.
Sonra üniversite yılları. Seyrek aralarla paket aldığım ama özellikle anneme yakalanma korkusuyla gündüz içip kalanı çöpe attığım yıllar.
Üniversite bitti ve ben çalışmaya başladım. Eğitimimle hiç ilgisi olmayan, yeter ki işsiz kalmayayım, harçlığımı çıkarayım diye okuldan bir tanıdığımızın yönlendirmesi ile bir yazılım evinde sistem analisti olarak başladım. Yazılımcıların ne kadar sigara seven bir topluluk oldukları malum. Hele bir de ekimde işe başlamış, aralıkta onlardan birine, en yakışıklısına aşık olmuşsan ve sevgilin de sigara içiyorsa işte o zaman sigara birlikte yapılan bir keyif aktivitesine dönüşüyor. Henüz herkesin çalıştığı yerde sigara içebildiği, içmeyenlerin de aslında içtiği, pasif içiciliğin tavan yaptığı yıllar. Birlikte yemek arkasına, kahve yanına, içki eşliğinde sigara içmek başlı başına keyfi çağrıştıran bir eylem olmuştu benim için.
Sonra evlendik. Sonra Ozan dünyaya geldi. Hamilelik ve sonrasında 2 yıl ara verdiğim sigaraya ‘ben bunu seviyordum ya, bu nasıl bir şeydi’ diye diye nerdeyse kendimi zorlayarak tekrar alıştırdım.İsmail’le kendimize hedef koyduk. Sözüm ona Ozan 5 yaşına gelip aklı başına gelene, sigara içtiğimizi ip uçlarından anlayana kadar bırakacaktık ama daha 5 yaşında değildi ve bizim çoook vaktimiz vardı. Yıllar geçti Ozan Mart ayında 9 yaşını dolduracak ve biz kendimizi kandırmak için yeni bir yalan bulamadık. Yazın tekne tatillerinde daha çok olmak üzere, Reşadiye de ara bir bizi sigara içerken görmeye başladı. Onu da kandırmaya bunun geçici olduğunu, zararlarını tabii ki bildiğimizi ama zaten normal zamanlarda içmediğimizi, ‘BÜYÜKLERİN ARADA BİR BÖYLE KAÇAMAKLAR YAPABİLECEĞİNİ’ söyledik Ozan’a. Ve işte ben kendimi o andan itibaren çok kötü hissetmeye başladım. Aradan geçen 2 yıl boyunca sigarayı bırakmaya cesaret edemesem de Ozan’ın “o zaman ben de büyüyünce şimdi yapamadığım zararlı şeyleri yapabilir miyim” demesi hiç aklımdan çıkmadı.
Veee neredeyse 15 yıl boyunca sigara sıkıntı da, acıda, en zor zamanlarda, en keyifli kutlamalarda, sırların paylaşıldığı, dertleşilen sohbetlerde, tatillerde hele ki tatillerde yanımdaydı. Ben onu hiç terk etmedim. Aklımdan bile geçirmedim. Her şeyimi unutsam sigaramı unutmazdım, yanımdan ayırmazdım. Sigara insana belli bir sosyallik kazandırıyor bu doğru. Sigara içenler olarak içmeyenlerin anlayamayacağını düşündüğümüz bir keyif yaşıyorduk. Ortak bir paylaşımımız olduğunu zannedip, içten içe yaptığımız yanlışı haklı çıkarmaya, bir kılıf bulmaya çalışıyorduk. “Amaaaan içen de ölüyor, içmeyen de”, “içmeyen ama akciğer kanseri olan kaç kişi var biliyor musun sen”, “ 3 gram keyfimiz var zaten”,… diye diye kandırıyormuşuz kendimizi.
Bu durum 2013 için aldığımız kararlar gereği sigarayı bırakmam gerektiğini daha ciddi düşünmeye başlayana kadar sürdü. Bir süre sonra çalıştığım şirketin İK departmanı çalışanlarını sigarasız hayata yönlendirmek için Allen’s Car isimli bir yöntemle bizleri tanıştırmak istediğini söyleyen bir mail gönderdi. Tanıtım seminerine elimde olmayan bir nedenle katılamadım. Bir süre sonra 2.bir mail ile tanıtıma katılmak istediğini bildiren kişilere bir fırsat sağlanacağı şirkette 1 günlük bir sigarayı bırakma semineri düzenleneceği bildirildi ve katılmak isteyip istemediğimiz soruldu. Tabii ki istiyordum. İstiyordum ama ne kendimi hazır hissediyordum, ne de olacağına inanıyordum. Ne menem bir şeymiş bu yöntem diyerek son sigara paketimi ve telefonumu alıp şirketin 9.katında boğaza karşı bütün gün süren bir seminerin sonunda paketlerimizi çöpe atarak ve kendimizi iyi hissederek ayrıldık. Sigarayı bırakmıştım. Bu kadar kolay olmayacaktı emindim ama olmuştu işte. Semineri veren ve benim gibi uzun yıllar sonra bağımlılığından kurtulmuş bir kişi olan eğitmenimizin başlarken ki şu sözleri tavladı beni sanırım. “Sigarayı bırakmak sandığınız kadar zor bişey değildir. Sigara içmeyen insanlarla sizin aranızda sadece nikotin bağımlılığı dediğimiz 3 gün süren ve sigara içmemizin %20 nedeni olan fizyolojik bağımlılıktan yani 3 günden başka bir engel yok. Bir adım atıp diğer tarafa, içmeyenlerine arasına katılabilirsiniz. Bu sadece bir adım atmanızla gerçekleşecek. Siz o adımı bugün atacaksınız.” Evet, gerçekten de o kadar zor değildi. Sonraki 3 gün ve 1 hafta sürekli olmasa da belli saatlerde ve durumlarda yoğunlaşan bir sigara içme isteği vardı tabii ki, çok kolay olmadı ama yıllardır korktuğum kadar hiç değildi.
O dönemde ve şimdi de bana nasıl gidiyor sigarasız hayat diye soranlara şunu söylüyorum. “Sigarayı bırakmak kolay bir şey değil ama korktuğum kadar zor da değilmiş. 15 yıldır yanımdan ayırmadığım bağımlılığımdan kurtuldum. Ara bir yokluyor ama Garfield’ın çalışma isteği gibi biraz bekleyince geçiyor. :)” Diyorum.
Kendimi çok iyi hissediyorum. Zararları bir yana, üstümde, elimde bıraktığı o koku artık yok. Çantamdaki paketi görmesin diye oğlum çantamdan her bir şey almak istediğinde çantamın üstüne atladığım zamanlarda ne kadar zavallıymışım meğer, bağımlılığımın farkında bile değilmişim, kurtulmaya bile çalışmıyormuşum. Her sigara içtikten sonra oğluma sarılmak istediğimde “acaba kokuyor muyum? Acaba beni bu koku ile mi hatırlayacak?” korkusu artık yok. (Ben ilkokul öğretmenime tapardım resmen, o da bizleri çok severdi ama onun beni göğsüne bastırıp sarıldığındaki o kesif sigara kokusunun beynimdeki izleri hala çok canlı, tiksinmiştim ama öğretmenimden değil, sigara içiyor olmasından, yıllarca oğluma bunu yaşatıyor muyum korkusunun temelinde bu var sanırım.) Şimdi Ozan çantamı istediği gibi karıştırabilir, istediğini arayabilir, içim rahat artık. Bana anne sigara şöyle kötü diye anlattığında ben de artık içim rahat “evet tatlım o yüzden biz de içmiyoruz. O insanlar da inşallah kurtulurlar” diye biliyorum iç huzuruyla.
6 Kasım hayatımda bir milat olarak işlendi. Evet ben bir bağımlıyDIM. Şu anda hayatımın sonuna kadar sol omzumda oturup özellikle zor zamanlarımda hadi yak bir tane diyecek bir sigara şeytanı olduğunu düşünüyorum. Sigarasız, bağımlığımdan kurtulduğum yeni ve temiz hayatımda 3 aya doğru yaklaşırken önce eşime ve sonra da tüm bağımlılara kendinize bir şans tanıyın diyorum. Seminerle, NLP ile, hipnozla nasıl olur bilmiyorum, sizin için en iyi yöntem ne onu da bilmiyorum ama hayatımızda nelere mal olabileceğini bile bile içmeye devam etmeyin, yeni bir hayata başlamak sadece bir kararınıza bakar en azından bunu bir düşünün demek istiyorum.
Herkese sağlıklı ve keyfini sürebileceğimiz bir hayat diliyorum…


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder