Mutluluk küçük anların toplamından ibaretse, işte burada yazdıklarım da o küçük anlara dair küçük mutluluklar...






13 Eylül 2012 Perşembe

38...

Ben daha çocukken, ilk gençlik yıllarımdayken 30 benim için olgun insan yaşıydı. 35 ki zaten yolun yarısı, 40 artık yaşlanmaya başlamışsın demekti. Şimdi o zamanki beni karşıma alıp ‘Hadi ordan!’ diyesim var. 15 gün önce dolu dolu 38 oldum. Herkes için aynı mı oluyor bilmiyorum ama ben 30’u, 35’i çok derinden hissettim. Bir kadın için hem fiziksel, hem de psikolojik değişimlerin dönüm noktaları bence bu yaşlar. 40 da öyle olacak belli ki. Artık kilo vermek daha zor, eskiden yapabildiğim fiziksel aktiviteleri yaparken şimdi daha çabuk yoruluyorum. Ertesi gün yerimden kalkamıyorum bazen. Spor yapmamamın da bunda etkisi büyük biliyorum ama eskiden de yapmıyordum ve vücudum yine de karşılıyordu bu fiziksel yorgunlukları. Artık ufaktan bakım dönemine giriyor gibi hissediyorum.

Fiziksel olarak bir gerileme hissediyorum evet ama psikolojik anlamda daha iyi hissediyorum. Çok zor zamanlardan geçmişim bu 38 yıl içinde, iyi atlatmışım. Şimdi durup düşününce aldığım yolu fark ediyor ve kendimle gurur duyuyorum.

Psikolog bir arkadaşım kadınlar için 35 depresyonun en yoğun yaşandığı yaştır, erkekler için de 40 demişti bir tarihte. Her 2 cinste hayattan beklentilerini, yaptıklarını, yapamadıklarını, artık yapamayacaklarını hesap eder kaçırdıkları kafasına dank edince de depresyona girermiş. 35’de öyle çok muhasebe yaptığımı hatırlamıyorum. O zamana kadar başka dertlerim vardır. Ev, çocuk, kariyer, evlilik hep yetişmek için peşinden koştuğum bir havuç vardı. 35’den sonra durum değişti. Oğlum büyüdü, kariyerimde gelmek istediğim yere gelmiştim, evliliğim de iyi gidiyordu ve artık o havuç cazibesini kaybetmeye başlamıştı. Daha doğrusu yıllardır gördüğüm gözle görmemeye başlamıştım ben o havucu artık. Benim asıl ihtiyacım olan ne, bundan sonra kendim için ne yapacağım soruları birer birer gelmeye başladı. Cevabı biliyordum ama bilmek her zaman yetmiyor. İstediklerini yapmak için bazen; karar vermek, konfor alanından çıkmak, bilinmezlikleri deneyecek cesareti toplamak, risk almak, sahip olduklarını kısmen riske atmak gerekiyor. İşte o zaman yol ayrımında mıyım acaba diye düşünüyor insan. Bazen geçti mi artık benden acaba diye endişe ederken, bazen de daha bir ömür var önümde derken buluyor insan kendini. Evet belki bir bu kadar daha ömür var önümüzde, belki yok. Önemli olan umudu ve motivasyonu kaybetmemek. Hayatı rölantide değil de hedeflerle, ulaşılması mümkün ufak mutluluklarla yaşamak.

Şimdi 39 yaşımın bu ilk günlerinde daha farklı bakıyorum hayata. Bundan sonrasının istediğim gibi olması, geleceği hayal ettiğim gibi yaşamak ya da hayallerimi yaşamak için bir başlama noktası, bir enerji, bir kıvılcım gerek bana. Zaman zaman içimde hissettiğim, enerji dolduğum zaman zaman arayıp da bulamadığım bir kıvılcım. Onu arıyorum. Ama şunu biliyorum durup gelmesini beklemeyeceğim. Hayattan korkmadan, kendimce riskler alarak, daha önce yaptıklarımdan güç alarak bir yerden başlayacağım. 4 onluk olmaya 2 yıl kala ve 4 onluk olmadan önce hızlıca yola koyulsam iyi olacak, hadi bana müsaade :)

Sevgilerimle…

Hiç yorum yok: